Muhteşem Yüzyıl’da Hürrem Kanuni’nin Aşkını Nasıl Geri Kazanabilir?

Bugün sizlerle popüler bir aşk hikayesini irdelemek istiyorum. Okurlarımdan bir çoğunun aynı benim gibi Muhteşem Yüzyıl hayranı olduklarını ve Hürrem Sultan ile Kanuni Sultan Süleyman arasındaki aşkı büyük bir zevkle izlediklerini tahmin ediyorum.

Son bölümlerde, her ne kadar hiç hoşuma gitmese ve tarihi gerçekler ile çelişse de Sultan Süleyman’ın Hürrem Sultan’a olan aşkının bittiğini ya da en azından başka bir kadına ilgi duyduğunu hep beraber izliyoruz. Tarihi gerçekler icabı zaten bu yeni kadının aşkının uzun ömürlü olmayacağını biliyoruz ama diyelim ki gerçek hayattan bir kesit izliyoruz ve ona göre yorumlarımızı yapalım.

Senaristler ne düşünmüşlerdir bilemem. Ancak konuyu incelediğimde ve üzerinde biraz düşündüğümde Kanuni Sultan Süleyman’ın büyük aşkı Haseki Hürrem Sultan’dan neden soğumuş ve kalbini bir başkasına kaptırmış olabileceği hakkında bazı fikirlerim oluştu. Gelin birlikte düşünelim.

Öncelikle Hürrem Sultan saraya yeni geldiğinde diğer hatunlardan farklı, hem genç hem de masum bir o kadar da nazlı ve cilveli bir hatun idi değil mi? O zamanki rakibesi Mahidevran Sultan Hürrem’i kıskanarak türlü entrikalar çevirdiği için Kanuni’nin gözünden düşmüştü. Fakat Hürrem masumdu ve tek arzusu sevdiği adam ile birlikte olabilmekti. İşte Hürrem’in bu saf ve temiz aşkı idi Kanuni’yi kendisine bağlayan. Zaman içerisinde Hürrem’in bütün asiliklerine rağmen Kanuni ona daha çok bağlandı çünkü ne yaparsa aşkı için yaptığına inanmıştı. Erkeklerin geneli de böyledir aslında. Gerçekten kendilerine aşık ve aşkını gösteren ama eğilip bükülmeyen gururlu kadınlardan hiçbir zaman vazgeçemezler. İşte Hürrem de böyleydi.

Fakat ne zaman ki Hürrem iktidarın sahibi oldu, yani ne zaman ki Harem’in idaresi Hürrem’e geçti, Hürrem’in içindeki o masumiyet yerini kibre bıraktı. Yani Hürrem değişti ve artık Süleyman’ın sevdiği kadın olmaktan çıktı. Ayrıca Kanuni Sultan Süleyman’ın kendisine duyduğu aşkı ona karşı gelmek, kararlarını hiçe saymak ve hatta kız kardeşiyle ve Vezir-i Azam’ıyla didişmek için kullanmaya başladı. Kanuni Sultan Süleyman’ın çok kıymetli annesi Valide Hafza Ayşe Sultan’ın dairesine bütün tepkilere rağmen taşındıktan sonra bir de cüretkârca kafa tuttuğunda Süleyman’ın güvenini ve inancını kaybetti. İşte bu aşkını kaybetmesinin başlangıcıydı. Demiyorum ki erkek arkadaşınızın her dediğine peki deyip sürekli biat edin. Sonuçta Muhteşem Yüzyıl bir dönem dizisi, orada geçen aşk bir Padişah ile cariyesinin aşkı. Bu raddede cüret kabul edilemez elbette. Önemli olan sevgilinizin size inancını, güvenini zedelememek, ona saygı duymadığınızı hissettirmemektir. Saygı bütün ilişkilerin temel direğidir. Saygıyı kaybetmek aşkı kaybetmenin ilk adımıdır.

Peki Hürrem Sultan bundan sonra ne yapmalıdır?

Dediğim gibi senaristler ne yaparlar bilemem. Ama benim bazı tavsiyelerim var bu konuda. Bir kere her zaman dediğimiz gibi Kanuni’ye yalvarmak, kendisini aciz ve muhtaç bir kadın pozisyonuna sokmak onu aynı Mahidevran Sultan gibi acınacak bir hale sokar ve aşkını kazanacağı varsa da kazanamaz. Bu noktada bir zamanlar Kanuni’nin aşık olduğu güçlü ve kendinden emin kadın olmaya mecbur. O yüzden ağlamayı ve Firuze’yi ortadan kaldırmak için plan yapmayı bırakarak öncelikle kendisini toplaması şart. Sevgilisi kendisine “yüzümüzü güldüren” anlamına gelen Hürrem adını koymamış mıydı? Hiç kimse, özellikle de erkekler etraflarında devamlı hüzünlü ve gergin, ağlamaklı ve muhtaç kadınlar görmekten hoşlanmazlar. Bu şekilde Sultan Süleyman ona sadece merhamet edecektir, yeniden aşık olmayacaktır.

Sonra, sevgili sultanımız aynı Hatice Sultan’a verdiği öğütteki gibi o çökmüş yüzünü ve ölü bakışlarını değiştirmek zorunda. O şekilde hareminde yüzlerce genç ve güzel cariye olan bir adamı kendisine aşık edemez, bu kesin. Yüzünü gözünü toparladıktan sonra devrin imkanları dahilinde görünüşünü yenileyebilir mesela. Saçlarını farklı toplayabilir, daha farklı kıyafetler giyebilir, koskoca Sultan’ı güzelleştirecek başka yöntemler de vardır herhalde. Bu sırada aslında tarihte geçen ama bizim dizide göremediğimiz yeteneklerini geliştirebilir. Mesela bir enstrüman çalmayı öğrenebilir, Firuze Süleyman’ı böyle etkilemişti değil mi? Ayrıca her konuştuklarında Sadrazam Damat İbrahim Paşa’yı çekiştirmekten vazgeçerse de hiç fena olmaz yani. Erkekler dedikodudan pek hoşlanmazlar, bunu da bir kenara yazın not alıyorken hazır.

En nihayetinde de Sultan Süleyman ile ilişkisini değiştirmesi gerekiyor. Bir sonraki karşılaşmalarında Kanuni’ye uzak davranmalı ve Firuze meselesini umursamadığını göstermelidir. O konuya hiç girmeden evlatlarından ve haremdeki genel işlerden bahsedip yanında kalmak için ısrar etmeden hemen Has Oda’dan ayrılmalı ve bir süre böyle davranmalıdır. İşte o zaman Kanuni şaşıracak ve Hürrem’in neden böyle davrandığını merak edecektir. Neticede kendi aşkı için yanıp tutuşan ve kahrolan hatta cinayet bile işleyebilecek bir kadın iken Hürrem Sultan bir anda bütün ilgi ve alakasını keserse ne olur dersiniz? Hatta Kanuni onu çağırmadıkça kesinlikle kendiliğinden odasına gitmemelidir.

Senaristler ne yazacaklar tahmin etmesi güç.  Ama gerçek hayatta bu dediklerimi yapacak olan kadın muhakkak eski sevgilisini kendisine yeniden aşık edecektir. Duyun sesimi ey senaristler, sonuçta bunca zamandır burada yüzlerce aşığa eski sevgililerini geri kazanmaları için yardım etmiş biriyim, bir bildiğim var, değil mi?

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir