alirimbasimigiderim

Alırım Başımı Giderim Efeler Gibi!

Değerli okurlarım sizlerle bugün çok sevdiğim bir şarkıyı paylaşmak istiyorum. Sezen Aksu’yu sanıyorum hepimiz seviyoruz. Her zaman kendisini çok yakın hissetmişimdir. İnsanların hislerinin hepsini birden hissedip şarkı sözüne ve besteye döküyor gibi geliyor bana. Genellikle “damar” diye tabir ettiğimiz şarkıları hepimizin malumu. Ama bir şarkısı var ki ne zaman kendimi kötü hissetsem bu şarkıya tutunurum.

Biliyorum şu an en çok o damar şarkılar hitap ediyor size. Ama bunu siz seçiyorsunuz biliyorsunuz değil mi? Kısacası evet sevgilinizi özlüyor ve onsuz yapamıyorsunuz ama şu anda içinde bulunduğunuz ruh halinizi aslında kendiniz seçiyorsunuz.

“Geri Dön” ya da “Sen Ağlama” ya da “İstanbul” yerine aşağıdaki şarkıyı dinlemeyi seçebilirsiniz mesela.

Hadi bu akşam bu şarkıyı dinleyin. Bu haliniz onu geri getirmeyecek o halde biraz olsun neşelenmenin ne zararı olabilir?

Fazlasını Oku

Mantığınız ve Duygularınız Başka Şeyler Söylediğinde

Elinizde cep telefonunuz, az önce eski sevgilinize yazdığınız ancak henüz göndermediğiniz kısa mesaja bakıyorsunuz. Gönderip göndermemek konusunda kararlısınız. Aklınız gururlu olmanızı ve mesajı göndermemenizi söylüyor. Mantık olarak o mesajı göndermenin iyi bir sonuç doğurmayacağını ya da kendinizi daha iyi hissettirmeyeceğini bilseniz de o anda söz alan kalbiniz işleri karıştırıyor ve şöyle diyor “gönder hadi, bir anlık da olsa daha iyi hissedeceksin”.

Yukarıdaki senaryo bir ayrılık sonrasında sıklıkla yaşanan mantık ve duygu çelişkisinin güzel bir örneğidir. Verdiğiniz her karar mantığınız ve duygularınızın bir sentezinin sonucudur. Eğer bu iki unsur birbiriyle çelişiyorsa işte bu durumda sizin de kafanız karışır ve çelişkili kararlar alabilirsiniz.

 

Bu çelişkileri açığa kavuşturduğumuzda geçmişte neden sizin için uygun olmayan insanlarla birlikte olduğunuzu da anlayabileceksiniz. Ayrıca kırılan kalbinizi de tamir edebileceksiniz. Mantığın ve duyguların çelişkisini biraz daha örneklendirelim;

Örnek 1 : İlişki Devam Ederken

 

Mantığınız şöyle diyor : “ben daha iyisini hak ediyorum, bu ilişki doğru değil”

Kalbinizse şöyle diyor : “kal, bu ilişki yürüyecek”

 

Eğer hak ettiğiniz sevgiyi, saygıyı ve sadakati göremediğiniz bir ilişki yaşıyor idiyseniz mantığınız muhtemelen sürekli sizi dürtüyor ve “neden hala bu ilişkiyi devam ettiriyorsun” diye soruyordu. Oysa siz ilişkinizi olması gerektiğinden çok daha fazla devam ettirdiğiniz çünkü duygularınız size sevgilinizin ve ilişkinizin iyi yönde değişeceğini söylüyordu.

Belki de kalbiniz yalnız kalmaktansa vasat da olsa bir ilişki yaşamanın daha iyi olduğuna inanıyordu. Size bu yüzden “bu ilişkiye şans vermelisini o kadar da kötü değil” diyordu. Mantığınız ve duygularınız birbirleriyle çelişiyordu ve bu nedenle siz bir iç savaş yaşıyor, bununla mücadele ediyordunuz. Genellikle bir ilişkiden o anda aldığımızdan daha fazla şeyler beklediğimizde karşımızdaki kişiyi de zorlarız ve bu ne yazık ki çok yıkıcı bir yolun başlangıcıdır.

Örnek 2 : İlişki Devam Ederken

 

Mantığınız şöyle diyor : “yok sayamayacağın olumsuz belirtiler var”

Kalbinizse şöyle diyor : “ihtiyacım olan tek şey bu ilişki”

 

Eğer ilişki sırasında eşlerden biri mutlu değilse bunu sözle ya da pasif-agresif davranışlarla veyahut sözsüz ifadelerle ile belli eder. Eğer siz delice aşık olan tarafsanız bu işaretleri algılarsınız. Ne yazık ki duygularınız bu noktada mantığınıza üstün gelir. Duygularınız o kadar kuvvetlidir ki bu açık sinyalleri her şeyin mükemmel olduğunu söyleyerek bastırabilir.

Er ya da geç gelen ayrılıktan sonra bu işaretleri yeniden analiz etmek çok daha kolaydır. Ayrıca eski sevgilinize bağlılığınız bir sebebinin de aşık olma haline olan ihtiyacınız olduğunu fark edebilirsiniz. Eğer siz de böyle bir ilişki yaşıyorsanız şunu unutmayın ki aşk iki kişiliktir ve yalnızca bir tarafın aşık olması yeterli değildir.

Örnek 3 : Ayrılıktan Sonra

 

Mantığınız şöyle diyor : “daha iyi olacağım. Aslında uzun zaman sonra nihayet kendim olacağım”

Kalbinizse şöyle diyor : “çektiğim bu acı dayanılmaz, bir daha huzuru bulabileceğimi hiç sanmıyorum”

 

Ayrılığınızdan sonra eğer oturup sakince iç sesinizi dinlerseniz içinizde umudun sesini duyacaksınız. Bu ses size daha iyi hissedeceğinizi, hayata tutkuyla yeniden bağlanabileceğinizi ve yeniden aşık olacağınızı söylüyor olacak. Bu ses sizin geçmiş hayattaki tecrübelerinizden yola çıkarak konuşuyor olacak. Sizin bu tip güçlükleri nasıl atlattığınızı hatırlayan mantığınız size cesaret verecek. Duygularınız korkularınızı dillendirirken mantığınız güçlü yanınızı ve kapasitenizi öne çıkaracak. Mantığınızı dinleyin!

Fazlasını Oku

Kalbinizi Tamir Edin!

Sevdiğinizden ayrıldınız, terk eden taraf kim olursa olsun sıkıntılı bir süreç sizi bekliyor demektir. Hele de aniden gerçekleşen bir ayrılıksa bu, kalbinizin ne kadar kırıldığını ve fiziksel anlamda da acıdığını biliyorum, aynısını ben de yaşadım.

Bu tür bir ayrılıktan sonra insanın tek düşünebildiği sevdiği adamın/kadının kollarına geri dönmek istediğidir. Saplantılı bir şekilde sadece bunu hayal eder kendimizi hiçe sayarız. O sırada önemli olan tek şey sevgili ile kavuşmaktır ve gerisi, kendi sağlığımız da dahil önemsizdir. Çalışıyorsak iş hayatımız okuyorsak derslerimiz de önemini yitirir. Etrafımızda bizim hissettiklerimizi anlayamayan ve sürekli akıl veren arkadaşlarımız vardır güneşin her sabah doğması bile rahatsızlık verebilir.

Bütün bunlar gayet normaldir. Eğer siz de böyle hissediyorsanız paniğe kapılmayın ya da kendinizi ruh hastası ilan etmeyin. Aşk en kuvvetli duygulardan biridir ve şu anda böyle hissediyor olmanızda hiçbir tuhaflık yoktur. Bazıları kendilerini başka bir şeye kanalize ederek acılarını unutmaya ve günleri biran önce geçirmeye çalışır. Bazıları ise acılarını dibine kadar yaşayıp tüketmeye. Ancak siz hangi yolu seçiyor olursanız olun yapmanız gereken ilk şey önce kalbinizi tamir etmektir.

Terk edilmek ya da sevdiğinden ayrılmak insan ruhunda eğer müdahale edilmezse ciddi yaralara yol açabilir. Önce bir değersizlik hissi gelir, sonra sevilmemek, beğenilmemek, hatta belki de kandırılmışlık. Zaman içerisinde suçluluk duygusu (benim yüzümden oldu, şunu şöyle yapsaydım, bunu böyle deseydim vb) içimizi kemirir. Bütün bunları atlattıktan sonra da kızgınlık başlar. Tabii ki artık eski olmuş sevgiliye…

Ne demiştik? Kalbi tamir etmek. Eski sevgilinizi geri kazanmayı isteyip istemediğiniz konusunda sonradan pişman olmayacağınız bir karar verebilmek için öncelikle kırılan kalbinizi ve belki de kaybettiğiniz özgüveninizi yeniden kazanmalısınız. Daha sonra ne istediğinizi sakin ve mantıklı bir şekilde düşünüp adımlarınızı bu kararınıza göre planlayabilirsiniz.

Peki kalbinizi nasıl tamir edeceksiniz?

Bir an için yaşadığınız acıyı kardeşinizin ya da en yakın arkadaşınızın yaşadığını varsayalım. Ona nasıl davranırdınız? Öncelikle anlayışlı olur ve onu dinlerdiniz, öyle değil mi? Kalbinize de öyle davranın. Acı çektiği için onu suçlamayın. Hislerinize kulak verin, ne kadar saçma, mantıksız ya da acınası gözüktüğüne bakmadan ne hissediyorsanız hepsini tek tek dinleyin. Kendinizi asla yargılamayın. Hislerinizi bastırmaya çalışmayın. Bırakın ne hissediyorsanız ortaya çıksın. Duygularınızı kağıda dökmek iyi bir yöntem olabilir. Ayrılıkla alakalı her ne hissediyorsanız yazın. Sayfalarca yazabilirsiniz. Bu sizi rahatlatacaktır. Tıpkı sevgilisinden ayrıldığı için omzunuzda ağlayan arkadaşınızın konuştukça rahatladığı gibi.

Ya sonra ne yapardınız? Ona destek olurdunuz, yanında olurdunuz. Kendiniz için de aynısını yapın. Yukarıda bahsettiğim gibi, asla kendinize kızmayın, suçlamayın, hatta eğer mümkünse kendinizi aynı arkadaşınızı teskin edeceğiniz gibi teskin edin. Kendi kendinize konuşmanın hiçbir sakıncası yoktur. Bazıları kendi kendine konuşana deli diyebilir ancak bu tamamen onların cahilliğidir. Kendi kendinize konuşun. İyi geldiğini göreceksiniz.

Biraz sakinleştiğinizde yapacağınız şey başka şeylere odaklanmaktır. Sevdiğiniz şeylerin bir listesini yapın. Her şey olabilir. Hayvanlarla ilgilenmek, seyahate çıkmak, kitap okumak, alışveriş yapmak, film seyretmek (bu konuya sonra yeniden geleceğiz), arkadaşlarla laflamak, herhangi bir şey. Bunları yapmaya gayret edin. Kendinizi evinize kapatıp buhranınızla duvarlara bakıp eski sevgilinizin yüzünü hayal etmek ve salya sümük ağlamak size bir şey kazandırmayacağı için zorla da olsa sevdiğiniz şeyleri yapın. İçinizden gelmemesinin hiçbir önemi yoktur. Kendinizi zorlayın. Tıpkı depresyon hırkası ile evinde kendine acıyan arkadaşınızı kolundan çekip dışarı çıkardığınız gibi, kendinize de aynı muameleyi yapın!

Mutlaka yeni bir şeyler yapın. Bir hobi edinmek mesela. Bu her şey olabilir. Fotoğraf çekmek, ebru sanatını öğrenmek, boncuklardan çiçek yapmak, blog yazarlığı (hobi olarak başlarsınız ama sonradan size para da kazandırabilir. www.onlineisfikirleri.com da detaylıca bulabilirsiniz), fitness salonuna yazılmak, sonradan sıkılıp evinizden atmayacağınız bir evcil hayvan beslemek, yeni bir dil öğrenmek, vb. Sizin hayal gücünüze kalmış olan bir sürü yenilik var dışarıda.

Siz bütün bunları yapar ve kendi kendinizi en iyi arkadaşı haline gelirken kalbiniz yavaş yavaş daha az acımaya başlayacaktır. İşte o zaman eski sevgilinizi yeniden hayatınıza almayı isteyip istemediğinizi düşünmeye başlayabilirsiniz. Kısa bir süre öncesine kadar kesin olarak evet cevabı vereceğiniz bu soruya kendinizi daha iyi hissetmeye başladığınızda verebileceğiniz cevap hayır olursa da hiç şaşırmamanızı tavsiye ederim.

Şimdi lütfen gözyaşlarınızı silin ve kendinize iyi davranmaya, anlayışlı olmaya ve kalbinizi tamir etmeye başlayın. Bunu yapmadan ne eski sevgilinizi geri alabilirsiniz ne de başka bir aşkı hayatınıza çekebilirsiniz.

Fazlasını Oku

terk edildim

Terk Edildim Lütfen Yardım Et!

“Anne canım çok acıyor, lütfen bir şeyler yap” diye başlamıştım annem telefonunu açar açmaz ve tabii hıçkırıklar içinde! Annemin halini tahmin edebilirsiniz biricik evladı mahvolmuş vaziyette arıyor ve yardım istiyor ancak elinden hiçbir şey gelmiyor. O zamanlar “aşk oyunu” diye bir şey yoktu benim için, her şeye olduğu gibi ilişkime de en temiz duygular ile bağlanmıştım ve aklım almıyordu. Bir hafta önce hayatının aşkı dediği insanı nasıl terk edip giderdi ki sevgilim?

Bu duygular size tanıdık geldi mi? Geldiğine eminim. Terk edilme psikolojisi kişiden kişiye çok da fazla fark etmez. Önce değersizleşme gelir, sonra kendine kızma, sonrasında özlem ve her şeyden de kötüsü o olmadan nefes alamayacağınızı düşünür, nefes almak istemezsiniz hatta. Hayat bitmiştir, dünyanız durmuştur ve başkalarının dünyalarının dönmesi de sinirlerinizi daha çok bozar. Bir an önce o çok sevdiğiniz adama ya da kadına ulaşıp onu ne kadar çok sevdiğinizi anlatmak istersiniz, ne kadar büyük bir hata yaptığını anlasın ve size geri dönsün diye. Yaparsınız da bunu, gözyaşları içerisinde kim bilir kaç defa aradınız, kaç defa mesaj attınız ve bir cevap bile alamadınız. Ya da belki cevap aldınız ama aldığınız cevap daha da fazla bunalıma sürükledi sizi. Evet biliyorum. Aşk oyunu böyle gelişiyor maalesef!

eski sevgiliye yakarmak

Peki tabii ki artık “eski” sıfatına mazhar olmuş – siz isteseniz de istemeseniz de- sevgiliniz sırf oyun oynamak için terk etmemiştir sizi. Ancak emin olun sonrasında sizden gördüğü bütün bu peşinden koşmalar, aramalar, sormalar hatta yalvarıp yakarmalar onu yavaş yavaş bu oyunun içine çeker. Kendisine olan çaresiz aşkınızı fark ettikçe aşkın kendisinden çok bir insanın kara sevdası olma fikri daha cazip gelir. Egolardır çoğunlukla hareketlerimizin altında yatan. Bakar ki o kaçtıkça siz kovalıyorsanız, kaçar da kaçar. İşte öyle bir nokta gelir ki, bazen kendiliğinden bazen de bilinçli olarak, avcı –yani siz- bırakır avının peşini. Kovalamaz olur. O noktada, yani kimsenin kovalamadığı noktada koşmaktan vazgeçer ve arkasında sizi göremeyince ne olur biliyor musunuz? Onca zamandır tavana vuran ego rahatsız olur! Yoksa artık onu sevmiyor musunuz? Artık onu istemiyor musunuz? Ondan vaz mı geçtiğiniz hatta daha kötüsü hayatınıza onu unutturacak başkası mı girdi?

Onun peşinde pervane olmaktan vazgeçtiğiniz gün alırsınız aşk oyunun iplerini elinize. “Sen arama bak görürsün o seni arayacak” demişti annem. O anki ruh halimde bana pek olası gözükmemişti ama tam da dediği oldu. Anneler her şeyi bilirler aslında. Ne zaman avcı olmayı bıraktım o zaman döndü bana eski sevgilim. Hem de beni bırakıp giderkenki o mağrur halinden eser kalmamıştı.

Ben yaptıysam siz de yapabilirsiniz. Eski sevgiliyi döndürmenin garantili yolları kitabında da bunu tam olarak nasıl yapacağınız anlatılıyor işte. Tıklayın. 

Fazlasını Oku

Kişisel Gelişimde Etkili Bir Alternatif – Telkin

Sevgili Okur,

Bugün sizlerle çok ilginç bir yöntemi paylaşmak istiyorum. Bu sayfalarda hep bilimsel yöntemleri kullanarak eski sevgilinizi nasıl geri kazanabileceğiniz üzerine yoğunlaştık. Eski Sevgiliyi Geri Kazanmanın Garantili Yolları adlı E-Kitap’ta insan psikolojisini kullanarak eski sevgilinizi nasıl geri kazanacağınız ile ilgili bilgiler yer almakta ve bir çok kişi bu bilgileri kullanarak hedefine ulaşmaktadır.

Şimdi ise bilimselliği bir adım ileri götürerek “telkin” yöntemiyle istediklerine kavuşabilmeniz için bir dizi Mp3 seti geliştirilmiş. Kısaca özetlemek gerekirse her konu için ayrı ayrı doldurulmuş ses bantlarını dinliyorsunuz, bu ses bantlarında beyninizin farklı frekanslarına mesajlar gönderiliyor. Ve sık tekrarlanan bu telkinler ile istediğinize kavuşuyorsunuz.

“Günlük hayatımızda beyin dalgaları kalıpları çok büyük önem taşımaktadır. Belirli zihinsel fonksiyonlar yine belirli beyin dalgaları ile doğrudan korelasyon içindedir. Bir insanın, beyin dalgalarına bakarak, o kişinin; yorgun, enerjik, konsantre, depresif, hayal kurma, kafası karışık, kızgın, endişeli veya bunun gibi yaygın rahatsızlıklar içinde olup olmadığı anlaşılabilmektedir. Beyin frekans teknolojisinin kullanımıyla, beyin dalga kalıpları değiştirilerek yada uygun hale getirilerek çok geniş bir skalayı içine alan problemler büyük ölçüde azaltılabilmekte (ya da çözülebilmekte) ve beynin diğer bölümlerinin gelişmesi sağlanılabilmektedir. Kişiye problemine uygun olarak düzenlenmiş ses frekansları ve modülasyonlarının dinletilmesi yoluyla beyin dalga kalıpları uyarılmakta ve böylece zihnin içindeki olumsuz kalıplar etkili ve istenen bir biçimde değiştirilmektedir.

Zihinsel dönüşümü çok daha etkili bir hale getirmek için beyin frekans teknolojisi, gönderilen bilinçaltı mesajlarla desteklenmektedir. Hipnoz gibi yaygın bilinen psikolojik tekniklerde  kişinin verilen mesajları kabul edecek duruma gelmesi için rahatlaması sağlanmalı ayrıca profesyonel bir kişi tarafından beyindeki olumsuz kalıplar gönderilen olumlu mesajlarla değiştirilmektedir. Beyin frekans teknolojisinin kullanımıyla, kişi profesyonel birinin desteği olmaksızın kendi kendine yardım edebilmekte ve zihinsel dönüşümünü gerçekleştirebilmektedir.

BFT yeni bir gelişme değil, arkasında yetmiş yıllık çalışmalar olan gelişmiş ve bilinen bir teknolojidir.”

Yukarıda sitedeki telkinlerden bazılarını bulabilirsiniz. Resmin üzerine ya da buraya tıklayarak siteye gidebilirsiniz. Ben şahsen birkaç tanesini satın aldım ve dinlemeye başladım. Eğer satın alıp faydasını gören olursa deneyimlerini paylaşmasını rica ederim.

Sevgiyle Kalın,

 

Fazlasını Oku